23 Eylül 2013 Pazartesi

İŞLEYEN DEMİR IŞILDAR

                                                                                      
      Atalarımız ne doğru söylemiş. “İşleyen demir ışıldar” diye. Çalışan, işlevi olan her şeyin ömrü ve verimliliği fazla olur. Bizim demirimiz ise beynimiz. Biz bu beyni ne kadar çok işletirsek o kadar kaliteli bir yaşama sahip oluruz. Beyni işletmenin yolu ise eğitimden, doğru aktivitelerde bulunmaktan geçer.
     Tabii doğru eğitim sistemleri için insan beyninin yapısını iyi bilmeliyiz. Beynimiz bilim insanları tarafında temelde 4 lobda incelenir. Dikkat edilmesi gereken nokta, her ne kadar aşağıda lobları işlevlerine göre ayırsam da, beynin assosiyatif (birleşik) olarak görev yaptığıdır. Yani beynimizin bazı lobları bazı işlevlerde uzamanlaşmış olsa da, bu işlevleri gerçekleştirirken diğer loblarla da iletişim halindedir. Beynin lobları parietal, frontal, temporal ve oksipital loblardır. İşlevlerine kısaca değinelim.
Frontal lob: Beynimizin ön kısmıdır. Frontal lobun işlevleri arasında motor kabiliyetler, karar verme, yargılama, algı, dikkat, bilinç, konuşma gibi kabiliyetler yer alır. Sosyal becerilerle ilgili kabiliyetler içeren elemanlara sahip olduğunu görmekteyiz. Özellikle de davranış bozukluklarının prefrontal lobdaki bozukluklara bağlı olarak geliştiğini de belirtmek gerekir.
Parietal lob: Beynimizin orta bölümüdür. Akademik becerilerimizle ilgilidir. Bununla beraber dokunma duyumuzun da bulunduğu beyin bölgesidir. Erken yaşta beynin bu bölgesini eğitecek aktivitelerde bulunmak akademik anlamda başarılı çocuklar yetiştirmemizi sağlar. Bu bölge okuma, yazma, okuduğunu anlama gibi konularda da  görev almıştır
Temporal lob: Beynin 2 yanında bulunan lobdur. İşitme ve işitileni anlama ile ilgili görevi üstlenmiştir.
Oksipital lob: Beynin arka bölümünde yer alır. Görme ve görüleni anlama ile ilişkilidir. Kişinin mekan algısını yönetir.
         Yukarıda loblarının işlevlerine çok kısaca değindim. Bizim amacımız çocuklarımızı erken yaştan itibaren beynin bu 4 alanını da geliştirecek aktivitelerde bulundurmak olmalıdır. Ne yazık ki günümüz eğitim sisteminde bu saydığım lobların hiçbiri düzgün olarak geliştirilememekte ve tüm eğitim, sıra başında, okuma yazma ve matematik arasında gidip gelmektedir. Elbette bu beceriler de hayatidir ama bununla beraber son derece eksiktir.
 Ne yapılabilir?
             Öncelikle çocuklarınızı sanatsal ve spor faaliyetlerine yönlendirmekten çekinmeyin. Neden mi? Bir örnekle açıklayalım. Piyano çalmak, işitme, ritm, ton algısı ile bağlantılıdır ve temporal lobu çalıştırır. İşitileni, konuşulanı algılamayı geliştirir. Piyanonun tuşlarına doğru zamanlamayla basmak aynı zamanda bir motor beceri işidir. El-göz-ayak motor koordinasyonunun güçlenmesine yardımcı olur . Bu da frontal lobun gelişimi anlamına gelir.  Bu da dikkat, bilinç ve algının gelişmesi demektir. Piyano çalmanın içinde görme ve dokunma da var ama. görsel ve dokunsal uyaran  biraz zayıf kalır.         
Ata binmek, uyaran zenginliği açısından piyanoya göre daha  ön plandadır. Dikkat edin, günümüzde klasik rehabilitasyon mantığını tercih etmeyen yerler de  engelli çocuklarımıza bu tip hizmetler vermektedir.Bu tip yerlerin sayısı Türkiye’ de son derece kısıtlı ve eğitimcileri de gerek sayıca gerek bilgi donanım açısından yetersizdir.
            Günümüz anne babaları daha çok akademik başarıya odaklandıkları için onlara da birkaç öneride bulunayım.  Akademik becerileri geliştirmek için yapılabilecek aktivitelerden biri dokunma algısını geliştirmektir. Doktorların sezeryanı önermemesinin bir nedeni de budur. Dokunma ile ilgili bölüm daha önce de bahsettiğim gibi beynin tam ortasında bulunur ve çocuk normal yolla doğarken bu bölgenin aktivasyonu gerçekleşir. Bunun haricinde çocuğunuzla körebe gibi oyunlar oynamanız faydalı olacaktır. Ya da çocuğunuzun görmesini engelledikten sonra, eline çeşitli nesneler verip bunun özellikleriyle ve ne olduğu ile ilgili tahminlerde bulunmasını isteyebilirsiniz.Bir diğer egzersizde, çocuğunuzun gözlerini kapattıktan sonra, evin içindeki eşyalara dokundurarak gezdirin.Bu arada çocuğa evin hangi bölümünde olduğuna dair tahminlerde bulunmasını isteyin..
             Bir de günümüz eğitim sistemine bakalım. Çocuklar, son derece can sıkıcı, eğitici özellikten yoksun beynin çok kısıtlı bir alanına hitap eden, sadece dinleyerek öğrenmeye dayalı bir sistemde eğitimlerini sürdürmektedirler. Dolayısıyla da eleştirel düşünemeyen, dikkat ve algılama konusunda zayıf, sığ, başarısız gençler ortaya çıkmaktadır.
              Televizyonu , bilgisayarı, çocuklarla geç tanıştırmak ve az kullandırmakla ilgili bir kere daha uyarıda bulunmakta fayda görüyorum. Bu cihazların düşünme becerilerini elimizden aldığını,  biliyoruz. Düşünme yok, hayal kurma yok. Beynimizde sadece görsel alan ve biraz da işitsel alan çalışıyor. Biraz diyorum çünkü işitmenin ve işitileni algılamanın yer aldığı temporal lobun daha sağlıklı gelişmesi açısından ritm, tonlama gereklidir.
                 Umarım bu yazıyı okuduktan sonra eğitimin okuldan ibaret olmadığına kanaat getirirsiniz.Çocuklarınızı erken yaştan itibaren hem sosyal hem de zihinsel yönden çok daha ileri taşıyacak ve beynin her bölümünü çalıştıracak aktivitelere yönlendirirsiniz. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder